21.yüzyılın ilk çeyreğinde neoliberal küreselleşme yeni bir faza girerken, küresel ekonomide Almanya’nın rolü ve etki alanı artık daha sık tartışılıyor…
Aslında tartışılan şey bir bakıma “Alman ekonomik mucizesi” …
Çünkü Alman ekonomisi 1950’lerden 90’lı yıllara kadar sergilediği güçlü performansın artık hayli uzağında.
Prof. Dr. Sedat Laçiner bu durumu, katı bürokrasi, artan işgücü maliyetleri ve yüksek vergiler gibi ana faktörler nedeniyle Almanya’nın geleneksel sanayi üretimine dayalı ekonomik modelinin iflas etmesi olarak tarif etmekte.
Laçiner’in büyük ölçüde haklı olduğunu söylemek mümkün.
Almanya bugün Asya’nın yükselen güçleri karşısında, ekonomik açıdan rekabet edebilme kabiliyetini giderek yitirirken, büyük Alman şirketleri her geçen gün Laçiner’in değindiği nedenlerden ötürü ülkedeki fabrikalarını kapatma ya da başka ülkeye taşıma kararı alıyor.
Almanya’da infial etkisi yaratan bu ve benzeri kararlar, Polonya, Macaristan ve Türkiye’yi tedarik zinciri açısından avantajlı ülkeler hale getirirken, BOSCH, BASF ve Henkel gibi büyük şirketler operasyonların bir bölümünü uzun zamandır Çin ve Amerika’dan yürütmekte.
Fakat, kriz esas olarak, yenilikçiliğin ve rekabetçiliğin yoğun yaşandığı otomotiv sektöründe yaşanıyor. Zira Volkswagen, Mercedes, BMW ve Audi gibi markalarıyla dünya çapında bir üne sahip olan Alman otomotiv devleri, Çinli elektrikli araç üreticileri (EV) ile rekabet edemediği gibi, mevcut elektrikli araç üretim projelerini ileri bir tarihe erteliyor.
Otomotiv sektöründeki bu kırılma, Çin’in sektörde uyguladığı devlet teşvikleri ve yenilikçiliği destekleyen çeşitli politika/uygulamalar nedeniyle ileri bir boyuta ulaşmış durumda.
Nitekim, Çin başta olmak üzere diğer Asya ülkelerinin otomotiv sektörüne getirdiği dinamizm, bu alanda dünyanın en önemli fuarı olarak kabul edilen Cenevre Otomobil Fuarı’nda da bu yıl fazlasıyla hissedildi. Sonuç olarak, Çinlilerin gövde gösterisi ve Avrupalı katılımcıların azalan ilgisi (neredeyse yokluğu) nedeniyle fuar önümüzdeki sene Katar’da yapılacak.
Gelinen noktada, Nicholas Spiro (South China Morning Post) Alman otomotiv devleri tarafından bir zamanlar “altın madeni” olarak görülen Çin’in, bugün hızlı büyüyen elektrikli otomobil markalarıyla Alman otomotiv devlerini tahtından edebileceği görüşünü paylaşıyor.
Haksız da sayılmaz… Yüksek gümrük tarifelerine rağmen Çinli otomotiv firmalarının Almanya pazarındaki payının 2023 yılına kıyasla %40 artması, geçtiğimiz hafta Frankfurter Allgemeine Gazetesi tarafından “Çin Şoku” başlığıyla manşete taşındı.
Kuşkusuz Marx bugün yaşasaydı, anavatanının geldiği noktayı özetlemek için atacağı başlık “Kapitalizm Şoku” olurdu. Ona göre sermayenin sürekli karlılığı için dünya çapında yeni pazarlar ve yatırım alanları bulunması bir zorunluluk idi.
Şayet takipçisi Lenin, Pravda gazetesinde bu konuyu ele alsaydı sermaye doygunluğuna ulaşan Almanya’nın 1990lı yıllarda yeni sömürü alanı olarak Çin’i seçtiğine dikkat çekerek “Emperyalizm Şoku” manşetini atabilirdi, zira kapitalizmin ileri aşamasını temsil eden emperyalizm küresel rekabeti ve savaşı tetiklemekteydi.
Özetle, kapitalizmin küresel dinamikleri ile Almanya’nın düzen liberalizmi (ordoliberalizm) arasındaki tarihsel çatışma sonraki yazının konusu olmakla birlikte, söz konusu çatışmanın tarihsel mekânı Çin’e dair bir Arrighi tespiti ile bitirmek istiyorum.
İtalyan iktisatçı Giovanni Arrighi şöyle diyor:
“…Yirminci yüzyılın ikinci yarısının tarihi de uzun (yüzyıllık) bir perspektiften yazıldığında, hiçbir tekil konunun Doğu Asya’daki iktisadi rönensanstan daha önemli olmadığı gün gibi meydana çıkacaktır. Batı’ya karşı isyan, Batılı olmayan dünya halklarının toplumsal ve iktisadi açıdan güç kazanmalarının siyasal koşullarını yarattı. [1950’lerle ve 1960’larda Japonya’da başlayan … ve bölgede yuvarlandıkça büyüyen bir kartopu gibi] Doğu Asya’da yaşanan iktisadi rönesans böylesi bir güç kazanımının başladığının ilk ve açık işaretidir.”
Ezcümle: Görünen o ki, Çin hattındaki gelişmeler, önümüzdeki yıl Almanya’da yapılacak olan genel seçim öncesinde ve hatta seçim sonrası önemli bir gündem oluşturmaya devam edecek.
Yorum bırakın